Sıra Selin’e geldiğinde sesi titredi. "Dün gece yine oldu," dedi. "Mutfak lambasını açmadım bile. Karanlıkta, tezgahın başında ne yediğimi anlamadan tıkındım. Karnım aç değildi ama içimdeki o kuyu... O hiç dolmuyor."
Selin odadan çıkarken su şişesini o kadar sıkı tutmuyordu. İlk defa, tabağını doldururken kendisini de beslemeyi deneyecekti. Çünkü zayıflamak bir rakam meselesi değil, kendiyle barışma hikayesiydi. Bir Grup Terapisi Hikayesi Psikodiyet
Yanındaki yaşlıca adam, Mehmet Bey, yavaşça başını salladı. "O kuyuya ben 'yalnızlık' diyorum Selin Hanım. Emekli olduğumdan beri buzdolabının kapağı benim tek sırdaşım oldu. Acıktığım için değil, sessizliği bozmak için çiğniyorum." Sıra Selin’e geldiğinde sesi titredi
Zihnin, "asla" dediği her şeye duyduğu o tehlikeli tutkuydu. Yuvarlak dizilmiş sandalyelerden birine
Aynadaki yabancıya duyulan sebepsiz kızgınlıktı.
Sessizce odaya girdi. Elinde sımsıkı tuttuğu su şişesi, aslında kendini korumak için ördüğü hayali duvarın bir parçasıydı. Yuvarlak dizilmiş sandalyelerden birine, sanki oraya ait değilmiş gibi ilişti. Grubun adı "Psikodiyet"ti; ama o, meselenin sadece kalori olmadığını biliyordu.